Dijital dünya artık yalnızca “online olmak” ile tanımlanmıyor. Hangi platformu kim, ne sıklıkla, ne amaçla ve ne kadar süreyle kullanıyor soruları; markalar, içerik üreticileri ve pazarlamacılar için her zamankinden daha kritik hale geliyor. We Are Social 2026 (Digital 2026 Global Overview Report), bu sorulara bugüne kadar yayımlanmış en kapsamlı yanıtları sunuyor.
Bu yazıda We Are Social 2026 raporunun özellikle sosyal medya kullanım alışkanlıkları, demografik kırılımlar, zaman harcama davranışları, platform bazlı farklar ve 2026’ya dair pazarlama çıkarımları üzerinden öne çıkan bulgularını ele alıyoruz.
Ekim 2025’te Küresel Dijital Durum
Her zamanki gibi, en güncel küresel manşetlere genel bir bakışla başlayalım:
Birleşmiş Milletler’in World Population Prospects verileri, bugün Dünya’da 8,25 milyar insanın yaşadığını göstermektedir. Bu rakam, Ekim 2024’ten bu yana 69 milyon kişi (%0,8) artmıştır. BM verileri ayrıca kentleşmenin ilerlediğine işaret etmekte olup, dünya nüfusunun %58,4’ü artık kentsel alanlarda yaşamaktadır.
GSMA Intelligence’ın en güncel araştırmasına göre, Ekim 2025 itibarıyla dünya genelinde 5,78 milyar benzersiz mobil kullanıcı bulunmaktadır. Bu rakam, küresel nüfusun %70,1’ine karşılık gelmektedir. Dünya genelindeki benzersiz abone sayısı son 12 ayda 108 milyon artmış ve yıllık bazda %1,9 büyüme sağlamıştır. Ek bir perspektif sunmak gerekirse, Ericsson verileri akıllı telefonların bugün kullanımda olan mobil telefonların yaklaşık %86,9’unu ve toplam hücresel mobil bağlantıların %83,7’sini oluşturduğunu göstermektedir.
Kepios analizleri, internet kullanan toplam kişi sayısının Ekim 2025 başı itibarıyla 6,04 milyara ulaştığını ortaya koymaktadır. Bu durum, küresel internet penetrasyon oranını %73,2 seviyesine taşımaktadır. Bildirilen internet kullanıcı sayıları son bir yılda 294 milyon kişi (%5,1) artmıştır; ancak bu görünen büyümenin önemli bir bölümü Hindistan’daki benimseme oranlarına yönelik yapılan revizyonlardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, bu etkileyici büyüme rakamlarına rağmen, raporun yayımlandığı tarihte dünya genelinde 2,2 milyar kişi hâlâ çevrimdışı durumdadır.
Kepios analizleri, küresel sosyal medya kullanıcı kimliklerinin sayısının 5,66 milyara ulaştığını ve bu rakamın küresel nüfusun %68,7’sine eşit olduğunu ortaya koymaktadır. Toplam kullanıcı kimliği sayısı, Ekim 2025’e kadar olan 12 aylık dönemde %4,8 artmış ve 259 milyon yeni kimliğin eklenmesiyle büyümüştür.

Bağlam İçinde Dijital Büyüme: Nüfus Trendleri
Dijital benimseme ve kullanım trendlerini tam anlamıyla yorumlayabilmek için, genel nüfustaki daha geniş çaplı eğilimleri inceleyerek başlamak faydalı olabilir.
Birleşmiş Milletler’in en güncel World Population Prospects verileri, bugün Dünya’da 8,25 milyar insanın yaşadığını göstermektedir. Bu da küresel nüfusun, son üç yıldan daha kısa bir sürede yaklaşık çeyrek milyar kişi arttığı anlamına gelmektedir.
Ancak BM verileri aynı zamanda küresel nüfus artış hızının yavaşladığını da ortaya koymaktadır. En güncel rakamlar, yıllık bazda nüfus artışının %0,8 seviyesinde gerçekleştiğini göstermektedir.
Bağlam oluşturmak gerekirse; küresel nüfus artışı 2000’li yılların başında yıllık yaklaşık %1,2 seviyesindeyken, 1960’ların başında bu oran %2,3 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmıştı.
Öte yandan, mutlak rakamlar açısından bakıldığında, Birleşmiş Milletler verileri son 12 ayda 69 milyon kişilik bir nüfus artışına işaret etmektedir.
Bu artış hâlâ saniyede ortalama 2,2 kişilik bir artışa karşılık gelmektedir; ancak bu değer, dünyanın 1990 yılında deneyimlediği saniyede ortalama 3,0 kişilik büyüme oranına kıyasla belirgin biçimde daha düşüktür.
Buna rağmen, büyüme hızındaki bu yavaşlamaya karşın, küresel nüfusun toplam büyüklüğü, internetin 1990’ların başında anlamlı bir ivme kazanmaya başladığı dönemden bu yana %50’den fazla artmıştır.

Altı Milyar İnternet Kullanıcısı
Kepios’un en güncel internet benimseme verilerine ilişkin analizleri, artık 6 milyardan fazla insanın çevrimiçi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu gelişmeyle birlikte küresel internet penetrasyon oranı %73,2 seviyesine yükselmiştir.
Bu rakam, dünyanın dijital yolculuğunda bir başka etkileyici dönüm noktasını temsil etmektedir ve küresel internet kullanıcı sayısının, Kasım 2014’ün başlarında 3 milyar kullanıcı seviyesine ulaştıktan sonra, 11 yıldan biraz daha kısa bir sürede iki katına çıktığını göstermektedir.
Ek bir perspektif sunmak gerekirse; 6 Ağustos 1991 tarihinde ilk web sitesi “world wide web” üzerinde yayınlandığında, dünya genelinde internet kullanan kişi sayısı yalnızca 5 milyon civarındaydı.
Bugün ulaşılan bu etkileyici rakama rağmen, veriler internet kullanıcı sayısının artmaya devam ettiğini de göstermektedir.
Ülkelerin bildirdiği rakamlardaki değişiklikler, son 12 ayda küresel internet kullanıcı sayısının %5,1 oranında arttığını ve bu artışın 294 milyon yeni kullanıcının eklenmesiyle gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.
Ancak, Hindistan’daki internet benimseme rakamlarında yapılan önemli revizyonların, mevcut büyüme rakamının oluşmasında büyük rol oynadığını özellikle vurgulamak önemlidir.

Hâlâ Çevrimdışı Olan 2,5 Milyardan Fazla İnsan
Bildirilen internet kullanımındaki bu etkileyici artışlara rağmen, yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla dünya genelinde her 4 kişiden fazlasının 1’inin hâlâ çevrimdışı olduğunu özellikle vurgulamak önemlidir.
Kepios’un en güncel analizleri, Ekim 2025 itibarıyla toplam 2,21 milyar kişinin hâlâ internet kullanmadığını göstermektedir. Dünya genelindeki çevrimdışı nüfusun büyük bir bölümü Güney Asya ve Orta Afrika bölgelerinde yaşamaktadır.
Mutlak rakamlar açısından bakıldığında, Hindistan en büyük bağlantısız nüfusa sahip ülkedir. Resmî verilere göre Güney Asya’daki bu ülkede 440 milyondan fazla kişi hâlâ çevrimdışıdır.
Buna karşılık, Kuzey Kore dünya genelinde internet benimseme oranlarının en düşük olduğu ülke konumundadır. Ülkede devam eden hükümet yasakları nedeniyle, bugün vatandaşların her 100 kişisinden 1’inden daha azı internete erişebilmektedir.

Kadınlar Hâlâ Çevrimiçi Ortamda Yeterince Temsil Edilmiyor
Buna ek olarak, küresel düzeyde veriler, kadınların ve kırsal bölgelerde yaşayan nüfusun interneti kullanma olasılığının hâlâ orantısız biçimde daha düşük olduğunu göstermektedir.
Örneğin, Kepios analizleri dünya genelindeki kadınların %70,7’sinin artık çevrimiçi olduğunu ortaya koymaktadır; ancak bu oran, bugün internet kullanan erkeklerin %75,7’lik oranının gerisinde kalmaktadır.
Bu “dijital cinsiyet uçurumunun” son yıllarda daraldığını kabul etmek önemlidir; ancak en güncel veriler yine de, göreceli olarak bakıldığında, erkeklerin internet kullanma olasılığının kadınlara kıyasla yaklaşık %7 daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bugün çevrimiçi olan erkek sayısı, kadınlara kıyasla yaklaşık 240 milyon kişi daha fazladır.
Bu dijital cinsiyet dengesizliği, en güncel sosyal medya verilerimizde de açıkça görülmektedir.
Dünyanın en büyük sosyal medya platformları tarafından yayımlanan reklam erişim verilerine ilişkin Kepios analizleri, dünya genelindeki sosyal medya kullanıcılarının %54,4’ünün erkek, kadınların ise yalnızca %45,6 oranında temsil edildiğini göstermektedir.

Artık Her 3 Kişiden 2’si Sosyal Medya Kullanıyor
Bu doğrultuda, en güncel rakamların, Dünya üzerindeki insanların her ay 3 kişiden fazlasının 2’sinin sosyal medya kullandığını doğruladığından eminiz.
Bu durum, sosyal medya kullanıcılarının artık bir “süper çoğunluk” oluşturduğu anlamına gelmektedir; yani her ay sosyal medya kullanan kişi sayısı, kullanmayanların iki katına ulaşmıştır.
Bu, gerçekten de son derece dikkat çekici bir dönüm noktasıdır; özellikle de sosyal medyanın 30 yıldan daha kısa bir süredir hayatımızda olduğunu düşündüğümüzde.
[Dünya genelinde sosyal medya kullanımının daha detaylı bir “tarihini” incelemek isterseniz, Digital 2024 raporlarımızdaki bu ayrıntılı zaman çizelgesini ilginç bulabilirsiniz.]
Ancak belki de bundan daha da dikkat çekici olan, mevcut toplam kullanıcıların yarısından fazlasının sosyal medyayı yalnızca son 10 yıl içinde kullanmaya başlamış olmasıdır.
Nitekim Kepios analizleri, Ekim 2015’te sosyal medya kullanıcı kimliklerinin sayısının 2,27 milyarın hemen altında olduğunu göstermektedir. Bu dönemde küresel “benimseme” oranı %30,3 seviyesindeydi.
O tarihten bu yana, küresel sosyal medya kullanıcı sayısı yaklaşık 3,4 milyar kişi artmış ve bu artış, ayda ortalama 28 milyondan fazla yeni kullanıcıya ya da günde yaklaşık 1 milyon yeni kullanıcıya karşılık gelmiştir.
Elbette, daha güncel veriler mevcut aylık büyümenin bu on yıllık ortalamanın bir miktar altında kaldığını göstermektedir.
Örneğin, en son çeyrekten çeyreğe veriler, ortalama aylık büyümeyi 20,5 milyon olarak ortaya koyarken; yıllık büyüme rakamları, aylık ortalamayı 21,5 milyon yeni kullanıcı kimliği seviyesine yaklaştırmaktadır.
Bununla birlikte, büyümedeki yavaşlamayı kabul etmek önemli olsa da, sosyal medya kullanıcı sayıları hâlâ etkileyici bir hızda artmaya devam etmektedir.
Başka bir deyişle, ana akım medya manşetleri söz konusu olduğunda yapay zekâ dikkatleri üzerine çekmiş olsa da, 2026’ya girerken sosyal medyanın “öldüğüne” dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.
Ayrıca, GWI’nin en güncel araştırmaları, genel olarak sosyal medya reklamlarının, arama motorları ve TV reklamlarından sonra, internet kullanıcıları için marka farkındalığı yaratmada üçüncü en önemli kaynak olmaya devam ettiğini göstermektedir. Yetişkin internet kullanıcılarının %30’undan fazlası, yeni markaları, ürünleri ve hizmetleri sosyal platformlardaki reklamlar aracılığıyla keşfettiğini belirtmektedir.
Daha da önemlisi, sosyal medya reklamları 16–34 yaş arası kitlelerde marka farkındalığını artıran en önemli unsur konumundadır.
Dolayısıyla, 2026 yılında sosyal medyanın hâlâ markanızın pazarlama karmasında yer alıp almaması gerektiğini merak ediyorsanız, mevcut veriler sosyal medyanın pazarlama stratejilerinde yer almaya devam etmesi gerektiğine dair oldukça güçlü bir tablo sunmaktadır.

Her Ay 1 Milyardan Fazla İnsan Yapay Zekâ Kullanıyor
Peki, dijital dünyadaki bugünlerin “en sıcak” konusu ne durumda?
Biraz can sıkıcı olsa da, küresel yapay zekâ kullanımına dair kesin bir rakam ortaya koymak hâlâ zor. Ancak Kepios analizleri, artık her ay 1 milyardan fazla insanın LLM’leri ve GenAI platformlarını kullandığını göstermektedir.
Bu rakamın birden fazla kaynaktan elde edilen verilerin ekstrapolasyonuna dayandığını belirtmek önemlidir. Bu nedenle daha “detaylı” (granüler) bir sayı sunamıyoruz; Digital 2026 Global Overview Report’ta bu yüzden net bir rakam bulamıyorsunuz.
Bununla birlikte, aşağıda göstereceğimiz üzere, on haneli (10 basamaklı) aktif kullanıcı toplamına dair kanıtlar oldukça güçlüdür.
Önde Gelen Yapay Zekâ Platformlarının Kullanımı
Karışıklığı önlemek adına, Similarweb’in ChatGPT kullanımına ilişkin rakamlarının, OpenAI tarafından açıklanan rakamlardan bir miktar daha düşük olduğunu belirtmekte fayda vardır.
Ayrıca, Digital 2026 Global Overview Report’ta yer alan rakamlar, her platformun web araçları ve mobil uygulamalarının ayrı ayrı kullanımını ifade etmektedir.
Buna rağmen, Similarweb verileri ChatGPT’nin mobil uygulamasını her ay 550 milyondan fazla kişinin kullandığını, buna ek olarak yaklaşık 500 milyon benzersiz “cihaz kimliğinin” Ağustos 2025’te ChatGPT’nin web platformunu ziyaret ettiğini göstermektedir.
Elbette ChatGPT’nin mobil uygulama kullanıcıları ile web platformu ziyaretçileri arasında belirli bir örtüşme olması kaçınılmazdır; ancak buna rağmen bu rakamlar şimdiden oldukça etkileyicidir.
Bununla birlikte, OpenAI’nin kendi verileri ChatGPT kullanımının çok daha yüksek seviyelerde olduğunu göstermektedir.
Örneğin, OpenAI CEO’su Sam Altman, Ekim 2025’in başlarında düzenlenen bir etkinlikte ChatGPT’nin halihazırda 800 milyon haftalık kullanıcıya sahip olduğunu açıklamıştır.
Bu sırada, Kepios’un Similarweb’den alınan Ağustos 2025 verilerine yönelik analizleri, ChatGPT’nin aylık aktif kullanıcı sayısının, haftalık aktif kullanıcı sayısının yaklaşık 1,3 katı olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu da ChatGPT’nin olası aylık kullanıcı sayısını tek başına yaklaşık 1 milyar seviyesine taşımaktadır.
Buna ek olarak, Similarweb verileri, ChatGPT kullanıcı tabanının (Çin dışındaki) önde gelen LLM’lerin aktif kullanıcılarının yalnızca 5’te 4’ünü oluşturduğunu göstermektedir.
Dolayısıyla, OpenAI’nin etkileyici pazar payına rağmen, veriler her ay 100 ila 200 milyon aktif yapay zekâ kullanıcısının ChatGPT kullanmadığını ortaya koymaktadır.
Diğer platformların bu kullanıcılarını, yukarıda gördüğümüz ChatGPT rakamına eklediğimizde, toplam kullanıcı sayısı zaten on haneli seviyelere ulaşmaktadır.
Ayrıca, ChatGPT’nin Çin’de hâlâ erişime kapalı olduğunu da hatırlamak gerekir. Bu nedenle küresel bir yapay zekâ kullanıcı sayısı belirleyebilmek için Çin’deki ayrı yapay zekâ kullanımını da hesaba katmamız gerekmektedir.
Nitekim Temmuz 2025’te yayımlanan bir rapor, Çin’de 250 milyon “yapay zekâ ajanı kullanıcısı” bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu rakam, küresel kullanıcı toplamını 1 milyarın oldukça üzerine taşımak için fazlasıyla yeterlidir.
Sonuç olarak, kesin bir rakam hâlâ netleşmemiş olsa da, mevcut kanıtlar dünya genelinde her ay 1 milyardan çok daha fazla insanın bağımsız (standalone) yapay zekâ platformlarını kullandığını göstermektedir.
Son olarak netlik kazandırmak adına şunu da belirtmek gerekir: “bağımsız” yapay zekâ platformlarından söz etmemizin nedeni, Google’ın yapay zekâ destekli arama özetlerinin hâlihazırda ayda 2 milyardan fazla aktif kullanıcıya ulaştığını açıklamış olmasıdır.

Reklam Harcaması Trendleri
Statista’nın Market Insights ürünlerinden elde edilen veriler, dünya genelindeki pazarlamacıların 2025 yılında toplam 1,16 trilyon ABD doları harcama yapma yolunda olduğunu ortaya koyuyor. Bu küresel toplam, 2024 seviyelerine kıyasla %6,5 artış anlamına geliyor.
Statista’nın verileri, küresel reklam harcamalarındaki yıllık büyümenin son bir yıl içinde, önceki birkaç yıla kıyasla yavaşladığını gösteriyor. Ancak mevcut eğilimler, toplam reklam harcamalarında hâlâ sağlıklı bir artış yaşandığına işaret ediyor.
Her bir ülkenin toplam ekonomik büyüklüğüyle karşılaştırıldığında, Birleşik Krallık dünyanın en büyük ekonomileri arasında reklam harcamalarına en yüksek “ağırlıklı” payı ayıran ülke konumunda bulunuyor. Ülkedeki reklam harcamalarının 2025 yılında toplam GSYH’nin %1,65’ine ulaşması bekleniyor.
Amerika Birleşik Devletleri bu veri setinde %1,49 ile ikinci sırada yer alırken, Japonya %1,34 ile üçüncü sırada bulunuyor.
Bağlam oluşturması açısından, Çin dördüncü sırada yer alıyor ve bu durum küresel ortalamanın dünya GSYH’sinin %1’inin biraz üzerine çıkmasına katkı sağlıyor.
Buna karşılık Statista’nın verileri, Suudi Arabistan, Gana ve Türkiye’de reklam harcamalarının toplam ekonomik büyüklüğün %0,25’inden daha azına denk geldiğini, Pakistan’da ise bu oranın %0,19 seviyesine kadar düştüğünü gösteriyor.
Öte yandan, 2025 yılında kişi başına düşen reklam harcamasında dünya genelinde en yüksek seviyenin yine ABD’de görülmesi bekleniyor. Statista’nın verilerine göre pazarlama sektörü, ülkenin 347 milyon nüfusunun her biri için ortalama 1.327 ABD doları harcama yapacak.
Birleşik Krallık bu sıralamada ikinci sırada yer alıyor ve kişi başına ortalama reklam harcamasının 2025 yılında 930 ABD dolarına ulaşması bekleniyor. Avustralya ve İsviçre ise kişi başına 769 ABD doları reklam harcamasıyla birbirine çok yakın seviyelerde bulunuyor.
Pakistan ise bu sıralamanın en alt sırasında yer alıyor. Pazarlama sektörü, 2025 yılında ülkenin 250 milyondan fazla nüfusuna ulaşmak için kişi başına yalnızca 2,88 ABD doları yatırım yapıyor.

Sosyal Medya Reklamları Çift Haneli Büyümeden Faydalanıyor
Arama motorları, güçlü büyüme yaşayan tek reklam kanalı değil. Statista’nın verileri, sosyal medya reklam harcamalarının arama reklamlarından bile daha hızlı büyüyor olabileceğini gösteriyor.
Şirketin 2025 yılına yönelik projeksiyonlarına göre, dünya genelinde sosyal medya reklamlarına yapılan harcamalar yıllık bazda %13,6 artarak yıl genelinde 277 milyar ABD dolarına ulaşacak.
Bu da reklamverenlerin bu yıl sosyal medya reklamları için haftada 5 milyar ABD dolarından fazla harcama yapacağı anlamına geliyor.
Sosyal medyanın toplam reklam harcamaları içindeki payı da büyümeye devam ediyor. Statista, 2025 yılında sosyal medya reklamlarının toplam dijital reklam harcamalarının %32,1’ini oluşturacağını öngörüyor.
Ek bir perspektif sunmak gerekirse, Statista’nın verileri; çevrim içi arama ve sosyal medya reklamlarına yapılan toplam harcamanın, geleneksel ve dijital tüm mecralar dâhil olmak üzere bu yıl küresel reklam harcamalarının yaklaşık %54’üne denk geleceğini gösteriyor.
Arama Hâlâ Motor Güç
Çevrim içi arama reklam harcamalarının 2025’te 352 milyar ABD dolarına ulaşması beklenirken, %1–2’lik değişimler bile pazarlama yatırımları açısından milyarlarca dolara karşılık geliyor.
Peki bu durumda, pazarlamacılar 2026’da çevrim içi aramaya alternatifler aramaya başlamalı mı?
Bu soruyu yanıtlayabilmek için, arama motoru kullanımındaki değişimleri bağlam içinde değerlendirmek gerekiyor.
Her şeyden önce, GWI araştırmaları, arama motorlarının dünya genelindeki yetişkin internet kullanıcıları için marka keşfinde hâlâ bir numaralı kaynak olduğunu gösteriyor. Nitekim 16 yaş ve üzerindeki internet kullanıcılarının neredeyse her 3’ünden 1’i, Google ve Bing gibi platformlar üzerinden yeni ürün ve hizmetler hakkında bilgi edindiğini söylüyor.
Buna ek olarak, internet kullanıcılarının satın alma öncesi araştırma sürecinde de ilk başvurduğu yer yine arama motorları.
Dolayısıyla arama motorları, günümüz pazarlama karmasında kritik bir rol oynamaya devam ediyor. Son dönemdeki eğilimlere rağmen analizlerimiz, bu durumun 2026’da ve öngörülebilir gelecekte de değişmeyeceğine işaret ediyor.
Özetle; pazarlamacıların arama trendlerini yakından takip etmesi elbette önemli. Ancak mevcut veriler, arama kanallarından anlamlı bir bütçe kaydırmayı gerektirecek kadar hızlı ya da radikal bir değişim olduğunu henüz göstermiyor.





